16 Aralık 2008 Salı

Kayıp Aranıyor...

Sevgi
Kayıp ilânlarında
İlk sıradaysa…

Aşk,
ten zevkından ibaret
sanılmışsa…

Muhabbet,
geyikle anılmamak için
ortalarda gözükmez olmuşsa…

Edep mi?
E…dep gitsin…denilmişse
E gidince
dep, E’siz yani geçmişinden habersiz olarak erezyona uğrayıp depresyon adını almışsa…

Namus
ters yüz edilerek
sumaN altı edilmişse…


Yürek…
sadece sakatatçılarda
bulunur olmuşsa…

Vefa
İstanbul’da
bir semt adı olarak kalmışsa…

Vicdanımızın temizliği hiç
kullanılmamış olmasından
kaynaklanıyorsa…

Temizliğin adı sadece
deterjan reklâmlarında
anılır olmuşsa…

Kadere örgücü muamelesi yapılıp
Nerol Taşlar’ın çoğalması
Kaderin ağları örmesine bağlanmışsa…

“Huzur” sokak adı olarak
bir romanın isminde
unutulmuşsa…

Tevâzu,
vâz edilmişse…

Meşrepler
tartıda hep
hafif gelmeye başlamışsa…

Kelâmla birlikte kemâl de
terk-i diyar eylemişse…

Geldikleri makama şeref verenlerin yerini
geldikleri makamdan şeref umanlar almışsa…

Nine dede fazlalık gelip
kuruyemişçilere özenen
aileler çekirdek olmayı tercih etmişse…

Dava,
sahaflarda satılan kitapların satırlarında kalmış
müellifi ve onun kaybolan ruhu için göz yaşı döküyorsa…

Fikir ve zikir
gece ile gündüz gibi ayrı düşüp
mertçe söylenemeden arkadan söylenilir olmuşsa…

Tefekkür,
beynimizi dumura uğrattığımız dem itibariyle
istifa etmişse…


Nezaket,
ile uzaktan yakından
bir akrabalığımız kalmamışsa…


Helâl ve haram
eş anlamlı olmuşsa…


Derdi kederi baş köşede misafir edip,
başım gözüm üstüne deyip
acıyı bal eylemek …
mümkün mü?

Yaradılanı hoş
dünyalığı boş görüp
affetmek ve unutmak…
mümkün mü?

Benliğimizi bir kenara itip
Hz. Adem’in vefatından beri
öksüz olduğumuzu bilmek…
mümkün mü?


Yol: Refik’e…
Yüce Dosta deyip
Yılları o yolun hizmetine verebilmek…
mümkün mü?


Hayatımıza
kuş bakışı bakıp
davamızı kanatlandırmak, dağlar aşmak…
mümkün mü?

Elbiselerimizi adamsız bırakmamak için çalışıp
Kime el açacağımızı,
Kime el uzatacağımızı,
Kiminle elele vereceğimizi bilmek
mümkün mü?


VE

Neleri
nelere kurban etmemiz gerekirken,
neleri
nelere kurban verdik?
Cevabını verebilmek mümkün mü?

Pervin Ayşe Yaşa

0 yorum: